pazarlama  nedir
pazarlama nedir

Zor bir süreci tamamlayarak bir ürün ortaya çıkarmış olabilirsiniz. Fakat asıl zorluk bu ürünleri satabilmek, rekabetin yoğun olduğu iş dünyasında ürünlerinize yer açabilmektir. Hele gireceğiniz sektörde rakip ürün ve markalar çok ve sektörde kökleşmiş bir durumda iseler işiniz daha da zor olacak demektir. Dolayısıyla telafisi çok zor olabilecek zaman ve sermaye kayıplarına uğramamak için pazarlama kavramıyla üretim aşamasından evvel tanışmanız ve pazarlamanın temel kavramlarını özümseyerek işe başlamanız gerekecektir.

Müşterilerinizi Anlayın

Bu noktada bilinmesi gereken ilk husus, başarının müşterilerinizi anlamaya ve neye ihtiyaç duyduklarını tespit etmeye bağlı olduğu hususudur. Çünkü bir ürünü satabilmek için o ürünün alıcının ihtiyaçlarını karşılaması gerekir. Dolayısıyla potansiyel müşterilerinizin kimler olduğunu, daha iyi ve doğru bir biçimde takip ve tespit etmeniz gerekir.  Bu tespit noktasında sorulması gereken iki temel soru bulunmaktadır. Bunlar:

  1. Müşterinin neye ihtiyacı var ve ne istiyor?

Bu soru işin temelidir. Ürününüzün gerçekten müşteri ihtiyaçlarını karşılaması gerekir. Aksi takdirde yaptığınız tüm çalışmalar anlamsızdır.

  1. Neden müşteri ihtiyaç duyduğu ürünü sizden satın almak istesin?

Bu noktada müşteriler ile iletişim kurmak, onların ürün veya hizmetleriniz hakkındaki düşüncelerini bilmek önemlidir. Gerçekten ne istediklerini tespit edebilir ve söz konusu ürünlerle ilgili olarak müşteri değerinin ne olduğunu fark edebilir ve ürünlerinizle bu değeri müşteriye sağlayabilirseniz bu soruya tatminkâr bir cevap ürettiniz demektir.

Müşteri satış sonrası ne bekliyor?

Satış yapıldıktan sonraki aşama satışın en zor kısmıdır. Bu aşama, markaya bağlılığın ya da kopuşun ilk evresidir.  Satış sonrasında ya müşterinin beklentileri gerçekleşmiş ya da müşteri hayal kırıklığına uğramıştır. Bu durum, yapılan vaatlerin etkinliği, doğruluğu, teslimat şekli, süresi ve verilen müşteri hizmetlerinin kalitesiyle de alakalıdır.

Devamını oku...

yönetici asistanlığı

Öncelikle günümüzün yönetici asistanı kavramının dünkü sekreter kavramından oldukça farklı olduğunu belirtmek gerekir.  Bu noktada ilk akla gelen soru, genelde sektörünün ve şirketin büyüklüğüne bağlı olarak değişebilmekle beraber yönetici asistanlarının temel görevleri nelerdir sorusu olmaktadır.

Bu tipik görevlerin en sık yapılanlarını sıralayacak olursak bunları; randevu planlaması, toplantıları koordine etme, e-posta yanıtlama, aramaları yöneticiye aktarma veya yöneticinin istediği telefon bağlantılarını yapma, yöneticinin iş postalarını organize etme, yöneticinin dosyalama sistemini yönetme, bilgisayar ortamında gerekli verileri girme şeklinde sıralayabiliriz.

Günümüzde yönetici asistanlığı pozisyonunun görev ve sorumluluk kapsamı, bu tipik görevlerin yanı sıra bütçeleme, müşteri hizmetlerini planlama, internet araştırması, web sitesi tasarımı ve sosyal medya yönetimi de dahil olmak üzere bir çok diğer alanda, bir dizi farklı görevi de içine alacak şekilde genişleme yönünde bir gelişme seyri izlemektedir.

Bir başka merak edilen soru ise meslek olarak büro yönetimi ve yönetici asistanlığı hangi artılara ve eksilere sahiptir, sorusudur.

Önce artılarına bakacak olursak bunlar:

  • Şirketin etkinliği noktasında oldukça büyük bir rol oynar.  Yönetici asistanı tarafından yapılan organizasyon ve hazırlık çalışmaları olmadan yöneticinin etkinliği kaybolmuş olacaktır. Bu sebeple her zaman şirket içerisinde önemli bir konum ve işleve sahiptir.
  • Her gün bir diğerinden farklıdır. Rutin ve sıkıcı bir iş değildir. Çünkü her günün gerektirdiği yönetsel ihtiyaçlar farklı olabildiğinden kişinin sürekli kendini mesleki açıdan geliştirebilme olanağı söz konusudur.
  • Farklı görev ve statülerde pek çok insanla iletişim kurma ve tanışma imkânı yaratır.
  • Hemen hemen her sanayi ve ticari şirketinin yönetici asistanlarına ihtiyacı vardır. Bu alanda yetkinleşmiş iş gücüne her zaman iş olanağı hazırdır.

Eksilerine baktığımızda ise;

  • Sorumluluğu ve stres düzeyi yüksek bir iştir.
  • Zor kişilikler ile başa çıkmayı gerektirir. Bu iş diğer insanlarla sürekli etkileşim gerektirir ve çoğu zaman hoşnutsuz çalışanlar, müşteriler ya da yöneticiler ile uğraşmak zorunda olunacağı anlamına gelir. (Eğer zor bir yönetici ile çalışacaksanız önce işe telefonlara bakmakla başlayın. Telefon konuşmaları sırasında yöneticinizi dinleyin neleri önemsiyor izleyin . Diyelim ki İsmet bey her aradığında konuşma en az 45 dakika sürüyor ve bu konuşmalardan sonra  müdürünüzün tansiyonu çıkıyor, telefonu bağlamadan önce yöneticiye bu telefonu almak isteyip istemediğini sorun görüşmek zorunda kalacaksa  telefondan sonra odasına bitki çayı götürün. Kahve molalarından sonra boş elle dönmeyin. Yöneticinizin sevdiği bir içeceği getirip içmesi için ikram edin. Profesyonelce yakınlık kurmak onu etkileyecektir.)

    Devamını oku...

eğiticinin eğitimi

Başarma duygusu, bütün insanların evrensel bir tutkusudur. Çünkü insanlar ister birey, isterse grup olarak başarı ile güç kuvvet arasında yakın bir ilişki kurarlar ve yaşamı buna bağlarlar. Başka deyişle yaşamın ancak güçlü oldukları sürece mümkün olabileceğine inanırlar. Bir bakıma bunda hiç de haksız sayılmazlar.

Hiçbir şey, başarı kadar insanı mutlu edemez. Bizim üzerinde durmak istediğimiz ise yalnızca bilmeye, öğrenmeye ve düşünmeye ilişkin başarılar olup genelde bunlar, akademik yahut zihinsel eğitim kapsamı için söz konusudur.

Eğitimde Akademik Çalışmaların Önemi

Zihinsel eğitimin amacı; bilmeye ilişkin mantıki düşünme, eleştiri ruhu, yargılama, hayal gücü, bellek ve gözlem yeteneklerinin geliştirilip güçlendirilmesidir. Akademik eğitim; duyumsal eğitim ve bilişsel eğitim olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Duyumsal eğitimden beklenen anlamları farklı değişik verileri birbirinden ayırt etmek; bir başka ifadeyle en iyi duymak değil, fakat en iyi gözlemek ve en iyi algılamaktır. Bilişsel eğitim ise bireyin eğitim için bir eğitim kurumuna gitmesidir. Akademik eğitim; bilgileri güçlendirerek, geliştirerek ve besleyerek yönlendirmek ve öğrenmektir. Kuramsal bir eğitimdir. Fizik eğitim; daha çok el ve işlerinde beceri kazandırmayı amaçlamasına karşılık akademik eğitimin hedefi zihni mesafelerin geliştirilmesidir. Akademik eğitime uygun zekâ türü ise teorik, kuramsal zekâdır. Her düzeydeki akademik eğitim, belli bir kuramsal zekâyı gerektirir. Aksi takdirde, başarısızlık kaçınılmaz olabilir ve böyle bir sonuç da yeni başarılara yönelmeyi güçleştirebilir, engelleyebilir.

Burada sorulması gereken soru, kursiyerlerin başarı düzeyleri nasıl yükseltilebilir? Sorusudur. Yahut kursiyerlerin akademik başarılarını etkileyen faktörler nelerdir? Soruları sıkça sorulmaktadır.

Devamını oku...

eğiticilerin eğitimiBir ülkenin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasında en önemli unsur, insanın nitelikli olarak yetiştirilmesidir. İnsanın yetiştirilmesinde ise en önemli kişiler eğitmenler - öğretmenlerdir.

Eğitim sisteminin başarısı nitelikli olarak yetişmiş eğitmenlere ve öğretmenlere bağlıdır. Nitelikli eğitmenlerin genel kültürü, alan bilgisi ve pedagojik donanımı üst seviyede olmalıdır. Öğretmen, yetiştirdiği bireylerin başarıları ile toplumu geliştirebileceğini vurgulamak için etkili öğretmenlik kavramı sıkça kullanılmaktadır. Burada akla gelen, "eğitmeni etkili kılan nedir?" sorusudur. Etkili öğretmen, sınıfta neyin iyi gittiğinin farkında olan, sınıfta işleyen veya işlemeyen faktörleri belirleyebilen kişidir.

Etkili öğretmenler, pedagojik olmayan yanlış davranışlardan arınmış ve pedagojik olan bütün unsurları yeterince içselleştirerek yaşantıya geçirme becerisi gösterebilenlerdir. Etkili öğretmen, öğrencilerine karşı açık, onlarla iyi anlaşan, samimi, kararlı, duyarlı, sevecen, hoşgörülü ve anlayışlı kişilik özellikleri gösteren davranışlara sahip kişidir. Etkili öğretmen, “sınıfın başarısında standart bir ortalamayı tutturmuş veya sınıfı ortalama başarı düzeyinin üzerine çıkaran kişi” olarak tanımlanabilir.

Etkili öğretmenin bir başka tarifini de, öğrencilerin öğrenmesine yardımcı olan, onların öğrenmelerini kolaylaştıran, güdüleyici kişilik ve başarıya adanmışlık olarak tanımlayabiliriz. Etkili öğretmen, sınıfı başarılı, öğrenciler ile iyi ilişkiler içinde bulunabilen, sunduğu konuya yönelik öğretim stratejisi geliştirebilen, yeni öğretim teknik ve kaynaklarını kullanan öğretmendir. Genel kültürü, konu alanı bilgisi, mesleki bilgi ve becerileri güçlü olan öğretmen konuların anlamlı hale getirilmesi, kaygının azaltılması, etkin katılım ve geri bildirimin önemini kavramış kişidir.

Öğretmen Davranışları ile ilgili Bazı Açıklamalar

Öğretmenler olumlu davranışları ile olduğu gibi olumsuz davranışları ile de sürekli gündeme gelmişlerdir. Öğretmen davranışları konusunda literatüre bakıldığında geniş açıklamalar ve araştırmalar yapıldığı görülmektedir. Bu açıklama ve araştırmalardan bazılarına aşağıda yer verilmiştir. 

Devamını oku...

insan kaynakları yönetimi

İşletmelerin amaçlarına ulaşabilmesi için oluşumunda bulunan fiziksel ve finansal kaynakların yanı günümüz dinamik ve rekabetçi piyasa koşullarına baktığımızda, diğer kaynaklara göre stratejik açıdan insan kaynakları daha önemli bir yer tutmaktadır.

İnsan kaynakları, yaratılan tüm ürünler ve hizmetler ile müşterilerin bağlantısını kurabilmek ve elde tutabilmek için pazarlama kapasitesi ve örgüte ait bilgi, deneyim, beceriler, karar verme ve yaratıcılık, bu yeteneklerin örgütlenmesi, yapılandırılması ve ödüllendirilmesi gibi konuları içeren güçlü bir yapının oluşmasını gerektirir.

Hızla gelişmekte ve yayılmakta olan taklit dünyası ve bilişim sektöründeki uygulamalar nedeniyle fiziksel, finansal ve teknoloji kaynakları kolaylıkla taklit edilebilmektedir. Ancak insan kaynakları taklit edilememektedir. İşte bu nedenle insan kaynaklarının iyi örgütlenmesi işletmeler için hayati önem taşımaktadır. İnsan kaynakları yönetimine verilen önem, bu birimin bir örgütün başarısı için kritik olduğunun fark edilmesinden sonra daha da artmıştır.

Devamını oku...